rüya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rüya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Eylül 4

Inception / Baslangic (2010)



Leonardo DiCaprio'nun başrolde olduğu filmde, daha birçok ünlü oyuncu da yer alıyor.

Yönetmen Christopher Nolan bir röportajda: "Çocukluğumdan beri, hayatım boyunca rüyalarımdan etkilenmişimdir... Benim rüyalara olan başlıca ilgim ve bu filmi yapma nedenim, uyurken, fark etmeden bütünüyle bir dünya yaratabilme deneyiminden kaynaklanıyor. Sanırım bu, insan aklının potansiyeli, özellikle de yaratıcılığı ile ilgili çok şey söylemekte. Rüyaları her zaman büyüleyici bulmuşumdur." demiş.


Filmin konusunu çok kısa özetleyeceğim bu sefer: Başkasının rüyasına girip fikirlerini, gizli bilgileri çalmak ya da rüyada bir insanın beynine fikir tohumu yerleşmesini sağlayıp büyütmek üzerine:)

Benim de rüyalara karşı eskiden gelen bir ilgim var ve izlediğim bu filmden yola çıkarak düşüncelerimi paylaşmak istiyorum...

Rüyalarla ilgili birkaç temel konu var:


- Rüyayı kontrol edebilmek: Internet'te "lucid dreaming" kelimesini aratarak detaylı bir araştırma yapabilirsiniz. http://www.eksisozluk.com/ 'da yazılanları tavsiye ederim. Rüya içinde rüya görmek, rüyayı kontrol edebilmek, uyanıp tekrar uyuduğunda rüyaya kaldığın yerden devam etmek ve rüyada gördüklerini fiziksel olarak yatakta da senkronize şekilde tekrar etmek gibi dallanıp budaklanabilecek bir konu... Örnek vermek gerekirse: Öğrenciyken bir gece yine ertesi sabaha yapmam gereken ödeve el sürmemenin derin hüznünü yaşıyordum... Sabahın 5'ine saati kurdum. Kalkıp yapacağım sözde. Görülmemiş bir durum ama huzurlu bir uyku için iyi tercih... Sabah zil çalıyor. Rüya görmekteyim... Rüyamda birisi diyor ki: Zil gerçekte çalmıyor. Rüya görüyorsun... Zemberek boşalana kadar çalan zil, pes ediyor ve susuyor... Ben klasik kalkacağım saatte kalkıyorum... Zilin çalmadığını düşünüyorum.. Duymamış olamam... Sonra aklıma rüya geliyor...
- Aynı rüyayı görmek: Bir önceki madde tecrübeyle sabit olup benim için mantıklı bir durumken, bu çok fantastik bi durum gibi geliyor... Başkalarıyla aynı rüyayı görmek bence şöyle mümkün olabilir: Tek yumurta ikizisin... Yine tek yumurta ikizi sevgiliniz var... Yediğiniz, içtiğiniz, giydiğiniz, soluduğunuz her şey aynı... Aynı rüya görülebilir... Bir ihtimal... Öteki türlü size rüyasını anlatan kişiyle aynı rüyayı gördüğünüzü söylüyorsanız; de-javu hissi gibi birşey olabilir olsa, olsa... Bu bakımdan Inception'un bana uzak gelen tarafı, aynı rüyayı yaşamak... Filmde altyapısı ortaya konuyor bi şekilde..
- Dönemsel tekrar eden rüyalar görmek: Mezun olalı yıllar olmuş.. 60 çeşit dersin arasında, meslekle en alakasız derslerden birinin final sınavını kaçırıp sınıfta kalıyorum. Rüya sırasında çok bunalıyorum bu yüzden... Uyanırsam ne ala... Kabus bitiyor. Yılda bir-iki kez gördüğümü bilirim...
- Rüyada standart görüntüler-olaylar: Bir uçurumdan aşağıya uçmak, yere hep yakınsın ama bir türlü inemiyorsun... Ya da bir yokuştan aşağıya yuvarlanan büyük bir topun içindeymişin gibi dönen bir görüntü... Özellikle çocukken ateşlendiğim zamanlar görürdüm dönerli rüyalardan. Bi de apartmandayım... İndiğim ya da çıktığım merdivenlerden biri sonraki kata bağlı değil. Apışıp kalıyorum... Bir yol bulamıyorum.. (Filmde böyle bir sahne vardı)
Fakat en klasiği bence; uykuya dalmak üzere iken düşme hissiyle irkilip uyanmak... Bu durumu Jack London, Adem'den Önce isimli kitapta açıklıyor: Atalarımız vahşi hayvanlardan korunmak için ağaçta uyurdu.. Daldan düşüp ölenler çoktu.. Bir kısmı ise hayatta kalırdı fakat geçirdikleri büyük travma genlerine işleyecek boyuttaydı... Bize kadar ulaştı.
Özetlemek gerekirse, rüyalara merakınız varsa, Matrix tarzı filmlerden hoşlanıyorsanız izleyebilirsiniz.. Ama IMDB'de 4.sıraya çıksa da klasik bir film olur mu kuşkum var. Filmin fragmanı ile birlikte müzikleri yapan Hans Zimmer ile tanışın:

Çarşamba, Mart 3

Bi-Mong / Himu / Dream / Rüya (2008)



Kendinizi bir başkasının rüyalarının kahramanı olarak hayal ettiniz mi? Ya hiç rüyanızın peşinden gidip gerçeklerle yüzleştiniz mi?

Kendisini terk eden eski kız arkadaşını hala seven ve unutmayan, her uykuya dalışında onu rüyasında gören bir adam…

Nefret ettiği erkek arkadaşını terk eden, onu görmek bile istemeyen ama her gece uyurgezer bir halde ona koşan ve onunla birlikte olan bir kadın…

Ne kadar da zıt görünüyor değil mi? Siyahla beyaz gibi.

…Ama siyah ve beyaz aynı renktir *.

*(Renkler beyaz ışığın prizmadan ayrıştırılmasıyla oluşur. Her rengin kaynağı beyazdır. Siyah ise tüm renkleri soğurur ve mutlak renksizlik halidir)




Jin (Jô Odagiri ) her gece rüyasında kendisini eski kız arkadaşının peşinden giderken görür ve rüyalarında kız arkadaşıyla birlikte olur. Onun için tatlı, zevk dolu rüyalar; Ran (Na-Yeong Lee) için uyandığında ertesi gün pişmanlık duyduğu, fiziksel ve ruhsal olarak zarar gördüğü acı dolu bir kabusa dönüşür. Kimilerinin mutluluğu başkalarının acılarının üzerinde yükselmektedir.

Jin ve Ran, yaşamlarının rüyalar aracılığıyla birbirine bağlı olduğunu keşfettiklerinde, kontrolsüz olarak hareket edip istenmeyen şeyler yaşanmasına ve çevrelerine felaket saçmalarına engel olmak için birçok şey denerler:

Saati kurmak, birbirlerini kontrol etmek, kahve içmek, sırayla uyumak, hiç uyumamak, göz kapaklarını bantla yüzüne yapıştırmak, kendine fiziksel işkence yapmak…


Sahi, uyumamak için kendinize neler yapabilirsiniz?

Jin’in Ran ile kendisini bileklerinden kelepçelemesi geçici bir çözüm olsa da, uyurgezerlik halinde bile Ran’ın bilinci kaybolmamaktadır. Kelepçenin anahtarını bulup açması ve Jin’in rüyalarıyla yönlenmiş bilinciyle istemediği şeyleri yapmaya devam etmesi fazla uzun sürmez.

Rüyaların sayısı arttıkça Jin ve Ran arasındaki anlaşılmaz bağ daha da ilginç bir hal alır. Terk eden ve edilen eski sevgililer de birliktedirler. Jin ve Ran aynı rüyada buluşup bu gerçeği keşfettikleri anlarda geçen dörtlü kavga sahnesinin bir benzerini daha izlemediğimi söyleyebilirim. Eski ve yeni sevgililerin eş değiştirerek (kombinasyonel olarak) kavga ettiği sahnede rüya, hayal ve gerçeğin iç içe geçtiğini görüyoruz.


Rüyaları sona erdirmenin ise tek yolu vardır. Jin ve Ran da bu yoldan yürürler. Bir kelebek misali özgürlüğe kavuşup tekrar hayata gelmenin yolundan…

"Chuang Tzu bir kere rüyasında bir kelebek olduğunu gördü. Uyandığında ise kelebek olduğunu düşlemiş bir insan mı yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi olduğunu bilmiyordu"


Kim Ki Duk 15 nci bu uzun metrajlı filminde, daha önceki filmlerinde olduğu gibi görsel ve lirik anlatımı ön planda tutup hayallerimize ve düşlerimize uzanıyor yine.

Filmim IMDB linki için tıklayınız

Filmin fragmanı için tıklayınız

Related Posts with Thumbnails