plan-séquence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
plan-séquence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ekim 4

Werckmeister Harmonies (2000)

(Karanlık Armoniler)



Macar-Alman-Fransız – 2000

Yapay renklerin, bir kaşık suda akılalmaz fırtınalar koparttığı bir dünyada,
küçücük bir çırpınan dalga iseniz,
Çıkın oradan!
Kendinize sakin bir öğleden sonra ayırın…ya da bir geceyarısı.
Siyahın, beyazın, ve gri tonların;
dingin,
buğulu,
ve ahenkle sarmalayan (ama hiç de güvenli olmayan) sularına yavaşça bırakın kendinizi.

Katolik batı-Avrupa, Slav rüzgarı ve fokurdayan Balkanların kavşağındaki bir coğrafyadaki taşraya tanıklıktır bu.
acelesi olmayan bir kamera gözleriniz olsun.
masum bir merak ve serinkanlılıkla tüm kasabayı dolaşan Janos rehberiniz…











Kuru soğukta uzun uzun yürüyün….
uzun uzun yürümenin ritmine ve çekiciliğine şaşırarak.



Bu kasabada tekdüzelik vardır,
alışmışlık vardır
ve beter bir kabüllenmişlik; geçmişi ve gelmekte olanı…

bir gece vakti kasabanın kalbine demir atan ve dengeleri sadece varlığı ile dahi tehdit eden sirk,
uzak okyanusların devasa -ve ölü!- balinasını sergilemekte, büyük gösteride de esrarengiz prensin söz alacağını vadetmektedir.

Buradan itibaren belirsizlik, endişe ve gerginlik öne çıkmaya başlar
gerginlik artar,
alınan ya da alınması planlanan önlemler yetersiz kalır…
Kırılma noktasını yaşarız,

Ardından, kontrolden çıkan kalabalıkların bile bir pişmanlık anı olabileceğinin muhteşem resmi kanımızı dondurur (1).



Sadece gölgesinden tanıdığımız ve kendisinin de bir başkası tarafından konuşturulduğu kuvvetle muhtemel prens şöyle der(1):

kurdukları ve kuracakları, yaptıkları ve yapacakları birer aldanma ve yalan. Düşündükleri ve düşünecekleri saçma. Düşünüyorlar, çünkü korkuyorlar.


...

-0-
Macar yönetmen Bela Tarr filminde, László Krasznahorkai’nin ‘The melancholy of resistanceisimli kitabından esinlenmiştir. Film boyunca müzik (Mihály Vig’in film için bestelediği müzik) Tarr’in ifadesiyle “kendi karekteristiği ile varolur. Tıpkı diğer ana kahramanların oynadığı kadar ana bir rol oynar”. Kimilerine göre sadece ‘Hanna Scygulla’ nın performansını görmek için bile izlemeye değer bir film. Kimilerine göre ise çok yavaş…10 dakikalık plan sekanslar (plan-séquence) içeriyor.

Gerçekte, Tarr planlarının uzunluğunu yine kendi deyimiyle ‘lanet olası (11 dakika ile sınırlı) Kodak film bobinlerisansürlemektedir.
-0-

Bir kez bu suya girenler için ise ‘Damnation’ ve hakkında en çok konuşulan 7 saat uzunluğundakiSatantango’’ya yelken açmak kaçınılmaz gibi görünüyor.


-0-



kaynaklar:
(1):
http://avrupasinemasi.blogspot.com/search/label/Macaristan
http://www.youtube.com/watch?v=RX5rqy6TM4g&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=pRW4TRhosT4&feature=related
http://www.brightlightsfilm.com/30/belatarr1.html

Film fişi :
http://french.imdb.com/title/tt0249241/


Çarşamba, Eylül 16

Sonsuzluk ve Bir Gün (1998)


(1998 Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye)






Şair ve yazar…yaşlı ve dermansızca hasta bir adam,
karalama defteri gibi hissettiği hayatının kamburu sırtında,


bitmek üzere bir adam.

Denize bakan evinin kapısını kapatırken, yaşamının sonunda, sonsuzluğun kıyısındaki o günü, son gününü yaşadığını biliyordu...

Yarın gidip hastaneye yatacak ve bir daha oradan çıkamayacaktı.
Yüzleşmesi gereken gerçek ise şuydu:
yıllar önce, yıllarını paylaştığı karısına, O’nun kendisine verdiği gibi bir aşk verememişti.


Anna’ya belki tek bir gününü bile verememişti.


Yaşlı adam evinden çıkar.
Zaman akmaktadır, yollar, araçlar ve insanlar akmaktadır…

İşte böyle bir günde kesişir yolları çocukla.

Çocuk, paramparça bir coğrafyadan kaçmış,

polisin kovaladığı yüzlerce sokak çocuğundan bir tanesi, kimsesizdir…





-0-
Sonsuzluk ve bir gün:

"Çok eglenceli", ya da "az eğlenceli" bir film…değil.
Şiddetli, vurdu mu yere seren bir film de değil.
Hizli, -aslında fazla hızlı !-, ve gittikçe de artan bir hızla tüketip bitirdiğimiz, biter bitmez hafizamızdan buharlaşarak kaybolan filmlerden hiç değil.

Geçmiş ve bugün arasında gel-gitlerle örülmüş ve belki de geleceğe bakan bu film, izlenmesi zor ve çoğunluğa göre de epey sıkıcı.

Yürek sızısının çevresinde usulca dolaşan, sembolik anlatımlı, uzun ve kesintisiz planlar içeriyor. Bu sahnelerin tam bir büyüye dönüşmesini ise elbette Eleni Karaindrou’ nun yürek titreten muziği sağlıyor.

1998 yapimli filmin yönetmen ve senaristi Theo Angelopoulos ARTE’ye verdiği röportajda, adeta yaşayan varlıklar gibi, nefes alıyorlarmış gibi tanımladığı bu uzun planlar ile (plan-séquence), zamanın aktığı hissini kesintiye uğratmadan vermeyi amaçladığını açıklamaktadır. Yönetmen kendisine tarzıyla ilgili olarak son dinazor denildiğini gülümseyerek söyler ama sinema yapmaya aynı tarzda devam edeceğini, kendisini bu şekilde tanıyıp ifade ettiğini belirtmekten de geri kalmaz.





Ben ise filmi, dün (1999), İzmir’de izlemiştim.


Aynı körfez denizine… olağanüstü umutsuz bir grilikteki puslu denize, karşı iki yakadan bakmıştık,… şair ve ben.


... gözyaşlarımızı içimize akıttığımız yıllardı.

Bugün ikinci seyrimde, ‘yarın için planlar yapmak istiyorum’ diyor O bana,

ve Ege adalarının güzelim maviliğinden bembeyaz bir mendil sallıyor..

Yarın ?


-Duyamadım Anna, söyler misin, yarın ne kadar sürer ?


contribution of equinox
Related Posts with Thumbnails