Yüksel Aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yüksel Aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Aralık 17

Entelköy Efeköy'e Karşı (2011)





Yüksel Aksu’nun Dondurmam Gaymak’tan sonra çektiği ikinci filmi sinemada seyircinin kahkaha krizine girmesine neden oluyor.

Entelköy Efeköy’e karşı her ne kadar amatörlük ve tiyatro kokan bir eser gibi görünse de Türk komedi klasikleri arasında girerse şaşmamak lazım.

Aklıma bir çırpıda gelen: Pandomim sanatı kullanılarak yapılan eylemin köy imam ve muhtarının ilahi ve dualarıyla baltalanması, muhtarın sarhoş olup entelköyü basması, bereket tanrıçası ve ekürisinin geçtiği sahneler ve sınıf bilincinin aşılandığı sahne.. Bu sahnedeki diyaloglar:

(K)öylüler: Eline düştük aykırı, sana danışmaya geldik, bir yol göster.
(A)ykırı köylü: Önce sınıfınızı bileceksiniz!
K: Ne sınıfı?
A: Cumhuriyet İlkokulu 5.sınıfı
K:??
A: Yani, işçi misiniz, köylü mü, burjuva mı?
K: E, köylüyüz tabi
A: (Nah) köylüsünüz.. Sütü marketten alıyonuz, yoğurdu marketten alıyonuz…

Filmin konusu: Şehir yaşamından kopup komün yaşama geçmek için Ege’de bir köy seçen entel grubu, muhtar ve köylülerce çoşkuyla karşılanır, ağırlanır. Köylüler topraklarını ve bazı eşyalarını, hayvanlarını büyük bir hevesle yeni komşularına ederinin 4-5 katı fiyatla satarlar. Herşey yolunda gidiyorken, köye termik santral yapılacağının anlaşılması ile birlikte enteller yaptıkları eylemlerle bu girişime karşı çıkar. Başta muhtar olmak üzere diğer köylüler ise istimlak bedelleri sayesinde zengin olacaklarını düşündüklerinden entelleri durdurmaya çalışırlar. Ortaya çıkan çatışma ortamı filmin adını ve sahnelerini belirliyor.

Yüksel Aksu, hayatın birtakım gerçeklerini, kendi felsefesini lafı çok dolandırmadan işi karmaşıklaştırmadan anlatıyor:

-Organik tarım dedemizin atamızın zaten yaptığı geleneksel tarımdı. Kimyasal gübreler ve tarım ilaçları kullanılmıyordu. Mevcut tarım teknikleri ile doğayı ve dolayısı ile kendimizi ve gelecek nesilleri zehirliyoruz.
-Köylü kendine yabancılaştı. Sütü-yoğurdu marketten alır oldu. Kolaycılığa kaçıyor; zamanının büyük kısmını kahvede okey oynayarak geçiriyor.
-Türkülerimize,kültürümüze değer vermeliyiz. Herbirinin ne anlattığını bilmeliyiz.
-Tarıma, toprağına, ülkene sahip çık.
-Son ve özet olarak da Sakıp Ağa’nın dediği gibi: Hoşgörü, hoşgörü, hoşgörü...

Filme küfürlerle insanları güldürmeye çalışıyorlar şeklinde bir eleştiri gelebilir. Ege’de özellikle köy ortamında yaygın kulanılan atasözleri  ve özdeyişler  olduğunu biliyoruz. Beni rahatsız etmedi. Ancak rahatsız olabilecekler vardır diye düşünmek lazım gelir.

Sinema ortamında izlemenizi, seyircinin tepkileriyle filmin daha bir lezzetli hale geldiğini belirtir, iyi seyirler dilerim.

not: filmle ilgili güzel bir yaziyi asagidaki linkte bulabilirsiniz:
http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2012/01/entelkoyluler-ve-asrlar-birlessin.html#comment-form
Related Posts with Thumbnails