Savaş Filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Savaş Filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Aralık 7

Das Boot / Denizaltı (1981)




Wolfgang Petersen’in yönettiği 1981 yapımı film, İkinci Dünya Savaşı sırasında ağırlıklı olarak bir Alman denizaltısı, U 96’da geçiyor.

Başrolde denizaltının kaptanı olarak Jurgen Prochnaw var… Filmdeki bakışları resimdeki gibi, karizmatik.

Filmin başında 40.000 denizcinin U-boot’larda görev aldığını ve 30.000’inin evlerini bir daha geri dönemediğini öğreniyoruz…(U-boot=unterseeboot)

Savaş filmleri arasında özel bir yeri var. Daha önce İkinci Dünya Savaşı’nı Almanlar’ın gözünden izleme şansımız olmamıştı. Diğer savaş filmlerinde Nazi bayrakları, marşları, selamlaşmaları filmin yarısını kaplarken, Das Boot’ta Alman denizaltının Alman olduğunu filmi orta yerinden izlemeye başlarsanız hemen mümkün değildir.

Müziği bir klasik olacak nitelikte. Görüntü, ses ve oyunculuk; denizaltı atmosferine sizi çekmekte son derece başarılı. Kapalı alan fobisi olan biri herhalde bu üç saati geçen filmi izlerken zorlanacaktır.
U-boat’larla ilgili kısa bilgiler vereyim: Almanlar özellikle savaşın başlarında denizaltılarını çok etkin bir şekilde kullandılar… Müttefik devletlere ait yüzlerce ticari gemi batırdılar. U-boat bir konvoy tespit ettiğinde, etkin bir şekilde diğerleriyle haberleşerek, wolf-pack (kurt sürüsü) denen ekipleri kurup gemilere saldırırdı. Savaşın ilerleyen günlerinde, radarların geliştirilmesi, uçakların etkin kullanımı, yeni su altı bombaları, denizaltıların haberleşmek için kullandıkları şifreleme algoritması enigma’nın ele geçirilmesi, ticari gemilere savunma silahları yerleştirilmesi ve konvoyların destroyerlerle korunması gibi sebeplerle etkinlikleri sona erdi.

Das Boot isminde bir zamanlar TRT’de bir dizi yayınlandığını ve çok ilgi çektiğini öğrendim. Hatta DVD’sinin üzerinde director’s cut yazmasından, diziden yapılan kırpmalarla, 3 saati aşan bir filme dönüştürüldüğü sonucu çıkıyor.

Filmi izledikten bir süre sonra, Piri Reis isimli denizaltıyı gezme şansım oldu. Bir savaş gemisinin neredeyse minyatür hali. Ayakta durmak, bir bölümden diğer bölüme kafayı bi yerlere vurmadan geçmek bile antremansız kişiler için bir mesele... Yataklar bir insanın boyu ve eni genişliğinde. Fazlası yok... İnsanlardan daha çok bombaların rahatı düşünülmüş...Yatağınızın altında kocaman bir torpido duruyor mesela... İşte bu darlık yüzündendir ki, batırdıkları gemiden kurtulmaya çalışanları isteseler dahi esir alamazlar...


Çarşamba, Ekim 7

Full Metal Jacket (1987)

Bu filmi Platoon'dan (1986) sonra izledim... Full Metal Jacket bir yıl sonra çekildiğine göre: Yönetmen'in bir bildiği var demek ki... Oliver Stone'un filmini beğenmemiş...:)

Stone Vietnam'da yaşadığı olaylardan yola çıkarak çekmiş Müfreze'yi..Vietnam gazisi... Kendini izleten bir film yapmış Stone... Kubrick'in filminden sonra izleseydim, böyle düşünmezdim..

Full Metal Jacket'in giriş sahnesi ve devamı en az 20 dakika'dır..Özel bir yer taşır tarihte...Savaşı yine Amerikalı'ların gözünden anlatır...Tarafsız olmaya çalışsa da, taraftır...

Vietnama gidecek acemi askerlerin eğitiminde kullanılan yöntem bumerang gibidir..Keskin bir bıçak..Fırlatmışsın..İnsan taş değil ki yontasın...Bir yere kadar...Yöntemin sana da döner gelir. ..Tutamazsın..

Biz de askerdik..Eğitim aldık. Şaşırtıcı geldi...Metod aynı... Ne Almanlar'a karşı ülkesini savunan Rusya'nın bir filmini ne de Vietkong'ların filmini görmedim... Dünya'ya hep aynı gözlükten mi bakacağız? Kurtuluş Savaşımız'ı çekebilecek bir Kubrick yok mu?

...Platoon'u yazmayacağım...

Perşembe, Ekim 1

Enemy at the Gates (2001)


Blog'daki ilk savaş filmi. Hem de İkinci Dünya Savaşı, Stalingrad Savunması sırasında geçiyor. Fransız yönetmen Jean-Jacques Annaud; Ayı, Gülün Adı, Tibette 7 yıl filmlerini çekmiş. İlginçtir, doğum tarihi 1 Ekim 1943..Filmin geçtiği günlerden neredeyse tam bir yıl sonra.
Savaş sırasında 2 milyon insanın öldüğü kentte geçen bir film için izleyicinin beklentisi savaşın gerilimini hissederek gözünü kırpmadan izlemek yönünde.
Vassili Zaitsev (Jude Law) isimli Rus asker keskin nişancılığı ile Stalingrad'da bir halk kahramanına dönüşüyor. Kenti savunanların en önemli moral kaynağı. Alman Binbaşı Erwin König ise Zaitsev'i öldürmek üzere özel görevle Stalingrad'a gönderiliyor. Aralarında sadece ölümüne değil, psikolojik bir savaş da başlıyor.
Joseph Fiennes, Zaitsev'i keşfeden gazeteci-politikacı Danilov rolünde. Filmin arka planında da kırık bir aşk hikayesi var. Aynı kadına, Danilov ve Zaitsev sevdalanıyorlar. Ölümün kol gezdiği Stalingrad'da aşkın da öldürücü olduğunu anlıyoruz.
Related Posts with Thumbnails