John Goodman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
John Goodman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mart 13

The Big Lebowski (1998)



Coen Kardeşler’in yazıp yönettiği, 1998 yılında vizyona giren filmde başrolleri Jeff Bridges (Dude-Lebowski) ve John Goodman (Walter) oynuyor…

Jeff Bridges 2010 yılında En İyi Oyuncu Oskar’ını alarak yıllar önce hakkettiği ödülüne nihayet kavuşmuş oldu.

Bornozuyla süpermarket alışverişine çıkması, sütün tazeliğini koklayarak anlaması ve kapalı ortamlarda özellikle kafası bişeylere bozulunca taktığı güneş gözlüğü ile sıradışı bir karakter olduğunu daha ilk karelerden itibaren Lebowski bize gösteriyor...

Kendini Dude diye lakaplandıran; savaş karşıtı, bowlingci, aylak, ağır ve sakin hareketleriyle pandaları-tembel hayvanı andıran ve sevimli bir adam olan Lebowski’nin bekar evine iki genç adam izinsiz girer... Şiddet kullanarak eşinin borcunu ödemesini isterler. Salondaki halıya işer bitanesi..

Lebowski parmağında yüzük olmadığını ve klozet kapağının yukarıda olduğuna işsaret ederek, evli olmadığına ikna eder adamları… Zaten gangsterler, evin bir milyonerin evi gibi görünmediğini biraz geç de olsa anlamışlardır. Aynı isimde iki kişi vardır...

Vietnam’da yaşadıklarının etkisinden kurtulamamış bowling ortağı Walter bizim adamı halıdaki zararı tazmin için milyarder Lebowski’yi bulması gerektiğine ikna eder... Dude, soluğu Big Lebowski’nin evinde alır... Olaylar gelişir...

Filmin başından itibaren zavallı Dude sürekli saldırganlığa maruz kalır… Evine giren Treehorn’un adamlarından dayak yer. Zararını karşılaması için Big Lebowski’ye gittiğinde yüksek sesle azarlanır… “This agression will not stand, man” der… Takım arkadaşı Walter rakipleri Smokey’e sıradan bir sebeple bowling salonunda silah çeker… Elleri titrer… Sadece filmin başında değil her yerinde tartaklanır, azarlanır, dayak yer, kafasına fincan fırlatılır. Bu şehirde seni istemiyoruz denir… Spermleri kendinden izinsiz alınır.

Karşımıza çıkan rollerin bir iki kelime ile tanımını yaparsak filmi ilginç kılan şeyin ne olduğunu bulabiliriz belki.

Dude: Savaş karşıtı, hippi
Walter: Vietnam’da kayışı koparmış
Donny: Salağın önde gideni
Big Lebowski: Kore gazisi, milyarder
Maude Lebowski: Nihilist, feminist, sanatçı
Bunny Lebowski: Bütün şehre borçlanmış bir kumarbaz
Brandt: Milyarder yalakası
Jesus: Sapık bowlingci
Smokey: Savaş karşıtı, kırılgan bir adam
Maude Lebowski: Nihilist, feminist, sanatçı
Treehorn: Porno girişimcisi

Filmde sıklıkla duyduğumuz kelimeler:

The rug really tied the room together. (Halı odayı dolu gösteriyordu)
White Russian. (Beyaz Rus - Dude’un sürekli içtiği içki)
Am I wrong? (Walter’ın ağzından düşürmediği kelime: Yanılıyor muyum?)
Her life is in your hands. (Hayatı senin ellerinde)
She kidnapped herself. (Kendi kendini kaçırdı)
You are entering a world of pain. (Acılar dünyasına girmek üzeresin)
Mark it zero / Mark it eight. (Sıfırı işaretle / Sekizi işaretle)


Filmde favorim 10 sahneyi sıralıyorum:

1. Treehorn telefonda konuşurken bir yandan da not kağıdına bişeyler yazmaktadır. Dude bunu fark eder, adam koçandan kağıdı koparıp uzaklaşır uzaklaşmaz, bizimkisi kendinden hiç de beklenmeyen bir çeviklikle ve temkinlilikle telefonun yanına gider. Not kağıdını dedektif edası ve kurşun kalemin yanıyla hafif hafif karalamaya başlar... Gördüğü şey kaşısında bir duraksayıp devam etmesi ve şaşkınlığı...

2. Maude Lebowski Dude’a –Alman- yapımı film izletmektedir... Ekrana, kapıda bir kablo TV tamircisi ile onu karşılayan rahat giysiler içindeki kadın evsahibi gelir... Tamirci: “Maine name ist Karl. Ich bin expert.” diye kendini tanıtır, içeri girer... Maude, Dude’a döner: Bundan sonra olacakları tahmin ediyorsundur herhalde? Dude düşünmeden cevap verir: He fixes the cable.

3. Walter ölen arkadaşının krematoryumdan aldığı küllerini okyanusa döker... Küller rüzgar nedeniyle Dude’un üzerine gelir.

4. Dude, yolgeçen hanına dönen evinin kapısına önlem alır... Yere tahta bariyer çakar, sandalye dayar... İki saniye sonra kapıdan gene yabancı adamlar kolayca girer. Kapı içeri değil, dışarı açılmaktadır çünkü.

5. Dude, çalındığı için polise arabasının içinde neler olduğunu anlatmaktadır: Evrak çantası… İçinde de evraklar var… Polis merak edip sorar: Ne iş yapıyorsunuz?

6. Treehorn yakında seksin elektronikleşeceğini, %100 sanallaşacağını anlatmaktadır... Dude manuel metodlarla işini gördüğünü söyler.

Treehorn: Interactive erotic software. The wave of the future, Dude. One hundred percent electronic!

The Dude: Yeah well, I still jerk off manually.

7. Dude, Big Lebowski ile ilk karşılaştığında, konuşmanın bir yerinde “This aggression will not stand – Bu saldırgan tutum devam edemez” der. Lafı televizyonda Bush’un yaptığı, yeni duyduğu konuşmadan araklamıştır.

8. Walter’a Donny’e sorar: Bunlar Nazi’mi? Hayır nihilist onlar. Korkacak bişey yok.

Donny: Are these the Nazis, Walter?
Walter Sobchak: No, Donny, these men are nihilists. There's nothing to be afraid of.

9. Walter 15 yaşındaki Larry’nin ödev kağıdını kanıt torbasına koymuştur: “Is this your homework Larry?”... Kelime onlarca kez tekrar edilir, fakat sonuç alınamaz... Larry’e ait olduğunu düşündüğü son model arabayı hacamat eder... Fakat araba başkasınındır.

10. Dude, film boyunca bir sürü komisyon işine girer.. %5, %10 pay ister.. Ve fakat hiçbirinde iş sonuçlanmaz.. Parayı alamaz...


NOTLAR:

Dude’un hırkası çok ekzantrik... Giyesi geliyor insanın... Desenlerini kaydettim...

Müzikler kalite. İspanyolca Hotel California’yı dinlemek lazım. Yazının en altında birinci ve ikinci sıradakileri de tavsiye ederim.

Filmdeki en ağır eleştri feminist, entel-nihilist sanatçı tayfasına gitmiş diye düşünmekteyim.

Coen kardeşlerden çok film izlemedim ama, film temalarında suç üzerine odaklandıkları anlaşılıyor...

Bir şekilde Amerika’nın girdiği bütün savaşların bahsi geçiyor... İkinci Dünya Savaşı, Kore, Vietnam ve Irak...

Dude belki ortalama Amerikan vatandaşını temsil etmiyor. Fakat Walter’in saldırgan ve militarist tutumu ve “over the line” diyerek çizgiyi-sınırı aştığına dair rakibini sert dille ikaz etmesi, silahına sarılması Amerikan’ın tutumuna benzetilebilir. Üzerinde durulacak nokta: Her seferinde adamımız Dude’un başı belaya giriyor. Dayak yiyor, azar-hakaret işitiyor. Walter ise olay yaşandıktan birkaç dakika sonra hiçbişey olmamış gibi davranabiliyor.

Amerika ve İngiltere’den filmin fanları festival düzenliyorlar... Dudeism diye bir akım var..

The Big Lebowski’deki bütün replikleri ezberlemiş birine rastlarsanız şaşırmayınız..

Eğer bu film, 1998’de değil de, 2008’de çekilmiş ve vizyona girmiş olsaydı, internet imkanları ile birlikte hatrı sayılır bir gişe ve hayran kitlesi yapardı.

Dude Türkiye’den kime benziyor derseniz, herhalde ilk akla gelen cevap Bezgin Bekir olacaktır... Gerçi bizimkisinin konuştuğunu görmedik...

Maude resim yaparken çok değişik bir teknik kullanıyor… İplerle havada asılı, yere yüzü dönük paralel, iki üç metre yukarıda duruyor.. Elinde fırça var. Hareket halindeyken tuvale havadan boya fırlatıyor… Çırılçıplak… Sanat için soyunma denen şey demek ki, sadece filmler için değil, resim için de sözkonusu imiş… Yeni bir şey öğrendik.

MÜZİKLER:

1 NUMARA: Just Dropped In - Kenny Rogers & The First Edition

2 NUMARA: The Big Lebowski The Dudes Song

3 NUMARA: Hotel California cover by The Gypsy Kings
Related Posts with Thumbnails