Bar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Kasım 8

Siyah Beyaz





"İyi Yürek" filmini izlemiş ve beğenmişseniz bu filme de bir şans verebilirsiniz...
mekan Türkiye'de... Ankara'da: Siyah-Beyaz bar.
ve bu sefer barda kadınlara da yer var...

Mesai bitiminde  bazı mekanları ikinci adresi eyleyenlerin filmlerine kayıtsız kalamasam da, filmi tereddüt etmeden cumartesi kontenjanıma almamı sağlayan en kuvvetli sebep muhteşem oyuncu kadrosuydu.

Nejat İşler, Derya Alabora, Erkan Can, Taner Birsel, Şevval Sam, Rıza Sönmez...ve Tuncel Kurtiz.
Daha ne olsun?!

Nejat İşler çoğu filmde gördüğümüz pervasız/nihilist/cüretkar/sert adamdan epey farklı, mülayim bir doktor tiplemesi çıkartmış.
Yönetmen (Ahmet Boyacıoğlu) kendisi de tıp doktoru (genel cerrah) olduğu için Nejat İşleri iyi yönlendirmiş sanırım...

İnternette okuduğum kadarıyla Ahmet Boyacıoğlu işini çok seven ve samimi bir sinemacıymış.  Filmde bu samimiyet çok güzel hissediliyor. Yönetmenimiz doktorluğu bırakmış zaten...sinema daha ağır basmış.

Ama yönetmene şunu söylemeden de geçemiyorum: Madem ki bu denli yetenekli oyuncuları bir araya getirme şansını elde ettiniz, neden senaryoyu biraz daha yüklemediniz?

Keşke bu kadroyu bulmuşken ince ince işlenmiş, alt-metinler barındıran diologlar oynansaydı...ama öyle olmamış. Karakterler üstten üstten, hafif, geçilmiş. Film çiğdem-çekirdek kıvamında ilerleyip bitiveriyor.
En sağlam sahne Derya Alabora- Erkan Can arasında (elbette barda) geçiyor.

Belki de bazılarının film hakkında dediği gibi bomboş hayatlarımızın sade bir tezahürü olsun istenmiş... Eyvallah.
Biraz da şöyle mi düşünüldü acaba: bu kadro nerde olursa olsun, ne yaparsa yapsın, misal, sette geniş bir zamanda, çay-simit-sohbete girse bile, rahatça izletir kendini...
Evet, doğru düşünülmüş... izletiyor! :)

Sonuç: 50li yaşlara merdiven dayamış olanlar bir baksın derim.
vakit kaybı değil...
40-45 yılın yanında 75 dakikanın lafı olmaz, sele gitmiş değirmenin şakşağı da aranmaz...değil mi? aranmaz...

Pazartesi, Ocak 19

İYİ YÜREK (the good heart)

"iyi bir barmen, müşterisi ne istediğine karar vermeden ne istediğini bilir".



Yaşlı ve yorgun bir barmen,
 sokaklardan toplayıp yaşadığı mekana getirdiği genç çocuğa barmenliği öğretirken,
 öğretirken öğretirkeeen...kimin kime ne öğrettiği karışmaya başladığında...filmden kopamayacağınızı anlıyorsunuz. 


Başlangıçta aslında kalp krizleri, ölümden dönmeler ve hastane mekanı var.
Barmen ile barmen adayı hastanede tanışıyor.

Usul usul, acele etmeden...abartmadan, çağlayıp  coşmadan... hayata dair, varoluşçu, minik sıçramalarla film ilerliyor. 
Zaman zaman gülümsetiyor ama esasında sağlam bir dram.

Ortalarda biryerde bara April geliyor. 
April bir kadın.
Erkeklerin kadınlardan kaçıp sığınabildiği tek mekanda, gerçek bir barda, bir kadına yer açılabilir mi?
-*-

Çok iyi çalışılmış, gerçekçi yapımları seviyorum.
Gerçekçi otantik bar atmosferi ve dialoglarının arkasında çok tecrübeli ve çok uluslu (İzlanda-Fransa-Danimarka) bir sinema tasarım grubu olduğunu sonradan okudum.

Yalnızca son 10 dakikasında keyfim kaçtı.
Sadece finalin tahmin edilebilirliği bu denli keyif kaçırmaz sanırım.
Finalde aceleye gelmiş başka bir şey vardı sanki.

TV'de bile, reklam aralarının tacizine rağmen, filmden kopamadım.
İzlediğime değdi.
Related Posts with Thumbnails