Pazar, Ocak 29

MR. NOBODY / BAY HİÇKİMSE (2009)



Unutuluş melekleri, işaret parmaklarını dudaklarımıza götürür ve dudaklarımızın üstünde bir çukur bırakarak bu dünyaya gelmeden önce olduğumuz yerde gördüklerimizi hatırlamamamız ve söylemememiz için mühürlerler.


Ama beni mühürlemeyi unuttular...


Zaman tek yöne akıp gidiyor. Geçmişe doğru hatırlayabiliyoruz ancak geleceği göremiyoruz. Ama ben görebiliyorum. Çünkü ben Nemo'yum yani "Bay Hiçkimse"...

***

Bu film; rastlantısallık ve kelebek etkisi gibi kavramlar üzerinden, "her seçim aslında bir vazgeçiştir" prensibini alaşağı edercesine, sonsuz olasılıklı bir yaşamın mümkünlüğünü savunuyor. En azından bu ütopya üzerine düşünmemizi istiyor. "Aslında gerçekten var mıyız?" diye izleyiciye sorgulatıyor. Filmin aynı zamanda senaryo yazarı da olan yönetmeni Jaco van Dormael filmini şu sözlerle özetlemiş:

"herkesin karşılaşabileceği sonsuz olasılıklar hakkında gerçekten de yüksek bütçeli deneysel bir film"

Eğer geleceği görebilseydik, bu, yaşayacağımız olumsuz şeyleri eleyip, filtreleyip bizi temiz ve sıkıntısız bir yaşama mı kavuştururdu? Yoksa, sürekli hayatımızdaki nirengi noktalarına dikkat etmemiz konusunda bize baskı yapan sıkıcı bir karabasana mı dönüşürdü?

Peki ya hiç seçmek zorunda kalmasaydık, verdiğimiz ve veremediğimiz kararların sonuçlarına katlanmak zorunda olmayıp sonsuz olasılığı birlikte yaşasaydık? Hayaller, hatıralar, düşler birbirine geçse bununla baş edebilir miydik?



15 yaşındaki flörtünüze onu sevdiğinizi söylemek varken, ergenliğin kontrol edemediğimiz dürtüleriyle ters bir söz söylemeseydiniz ikinizin yaşamı acaba nasıl akardı?

Güzel bir günde evde oturmak yerine dışarı çıksaydınız acaba hayatınızın aşkıyla mı karşılaşacaktınız?

İnternette gördüğünüz o iş ilanına "niye beni seçsinler ki" karamsarlığıyla CV'nizi göndermekten vazgeçmeseydiniz acaba hayalinizdeki işi yapıyor olup daha mı mutlu olacaktınız?

Bunları asla bilemeyeceğiz...

Peki bu hayattaki yol ayrımlarına geri dönüp denemediğiniz yolu seçme şansı elimizde olsa alternatif hayatımızın ne olduğunu görmek dahası yaşayarak deneyimlemek ister miydiniz?


"Yaşayabileceğim tüm hayatlardan vazgeçtim. Seninle birlikte olabilmek için..."

Filmimiz kelebek / domino etkisi, karma felsefesi ya da adına ne derseniz deyin, ilgisiz gibi görünen olayların ve tavırların birbiriyle ilintili olduğunu ve yaşadığımız gerçekliği etkileyebileceğini savunuyor.



Siz hiç aşkınızı, daha ucuz diye almayı tercih etmediğiniz bir kot markasının üretildiği fabrikanın kapatılması sonucu işini kaybeden bir işçinin evinde umutsuzca yumurta haşlarken oluşturduğu klimatik bir etkiyle iki ay sonrası sebep olduğu ani bir yağmurun bir damlasıyla elinizde tuttuğunuz ve sevgilinizin telefon numarasının yazılı olduğu kağıdı ıslatarak mürekkebini akıtması sonucu numarayı kaybettiğiniz ve onu arayıp bulamadığınız için yitirdiniz mi?



YARATICI FİKİRLER

Çocuk halimizle ve çocuk gözümüzle, yaşadığımız anıları / düşünceleri aklımızdan geçirirken bunun izleyiciye sahnede bir tiyatro izliyormuşçasına nakledilmesi.

Aralarda belgesel tadında çok orijinal bilgilerin ve teorilerin izleyiciye verilmesi. "Big Bang" i hepimiz biliyoruz peki "Big Crunch" hakkında fikriniz var mı?

ÇOK GÜZEL ÇEKİMLER

Sahneler arası yaratıcı geçişler

Bir yağmur damlasının yeryüzüne düşüşünün gökyüzünden görüntülenmesi

Çürüyen bir tabak meyvenin ve ölmüş bir sıçanın nasıl değişim geçirdiğini gösteren sahneler

Zamanı geri döndürürcesine yapılan geri çekimler

Hızlı ve yavaş çekimlerin aynı karelerde birleştirilerek kullanılması

GÜZEL BENZEŞMELER

Paralel evrenlerde farklı yaşamlar arası geçişlerde doğanın / çevrenin kurgu şeklinde bir puzzle parçası gibi şekillenmesi, Truman Show'da düzmece dünyanın setlerini çağrıştırdı.

Daktiloyla yazılan bir senaryonun filmleşmiş görüntülerinin daktiloya her tuşlayışta kesintiye uğraması; bir yaşamın senaryo kurgusuyla şekillenmesi fikri yine sinekiyatri'de yer verdiğimiz "Stranger Than Fiction" filmine göndermeler yapıyor gibiydi.

Yaşam kararlarını bir paranın üzerine evet / hayır şeklinde yazıp ne geldiyse ona göre hareket etmesi Luke Rheinhart'ın "Zar Adam" kitabında rastlantısallık teorisine göre yaşam seçmeyi andırıyordu.

GÜZEL SÖZLER / REPLİKLER

"Seçim yapmadığın sürece her şey mümkün kalır"
"Dünya yaşıyormuş gibi davranmaya karar veren insanlarla dolu. Peki gerçekten yaşıyor muyuz?"
"Yaşayabileceğim tüm hayatlardan vazgeçtim. Seninle birlikte olabilmek için..."
"117 yaşındaki biri için doğum günü pastasındaki mumlar pastadan daha fazla para tutar"
"Hayat bir oyun bahçesidir"
"ZWANGZUNG: Bazen en iyi hamle hiç kıpırdamamaktır"
"Everything could have been anything else and it would have just as much meaning" (Tennessee Williams, Amerikalı oyun yazarı)



Filmin soundtrack müziğini yönetmenin abisi Belçikalı müzisyen Pierre van Dormael yapmış.

Filmde kullanılan diğer film müzikleri ise şunlar:

The Chordettes - Mr. Sandman
The Pixies - Where Is My Mind
Gabriel Fauré- Pavane Op. 50
Buddy Holly - Everyday

Bay Hiçkimse'yi Jared Leto oynamış, Sarah Polley ve Diane Kruger eşlik etmiş.

Film 29. İstanbul Film Festivali'nde ödül almış. Ayrıca 2009 Toronto Film Festivali ve 66. Venedik Film Festivali için de yarışmaya seçilmiş.

Filmin IMDB linki için tıklayınız
Filmin fragmanı için tıklayınız

19 yorum:

  1. Mutsuz hissettikçe açıp açıp izlediğim bir film, yeri çok ayrıdır benim için. Müziklerini de ayrı severim zil sesim mr.sandman hala =) Harika bir yazı olmuş eline sağlık! Biz de blogumuzda Mr.Nobody hakkında yazmak isterdik ama çıtayı yükselttin..

    http://gunesiuyandiralim-zeze.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  2. Ayrıca şarkılardan biri de "Sweet Dreams"di onu da unutmayalım

    YanıtlaSil
  3. Merhaba @ZeZe
    Film izlerken küçük notlar almak hoşuma gider. Ancaqk bu filmde o kadar fazla not almışım ki bir kısmını eleyip yazımdan çıkarmak zorunda kaldım. Filmin bana düşündürdükleri çok oldu. Mutlaka atladığım kısımlar vardır. Bence siz de bu film hakkında yazın, hem buradaki eksikler tamamlanmış olur hem de harika Big Fish yazınızdan sonra bu film çok iyi gider...

    YanıtlaSil
  4. Çok sevdigim bir konu.
    Sürükleyici oldugunu tahmin ettigim bir film
    Agirbasli ve sevimli bir yazi…

    daha ne isteyebiliriz ki? :-)
    binlerce film blogu arasindan bu blogu takip etmeyi seçmenin ödülü bu belki...

    YanıtlaSil
  5. Merhaba,

    Film çok ilgimi çekti. Yıllar önce seyrettiğim Sliding Doors'u hatırladım: Yaşamınızda bir kavşağa denk geliyorsunuz ve seçtiğiniz yol kaderinizi belirliyor.. Peki diğer yolu seçseydiniz ne olurdu? Belki de pek çok insan bu sorunun peşine hayatının bir yerinde düşmüştür..

    Benzer filmler için aklıma gelen kelime "alternatif gerçeklik".. Daha iyi bir kategori bulunabilir belki ama hala aklıma daha iyisi gelmedi..

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  6. Selamlar Sinekiyatri:)

    Son dönemde izlediğim en güzel filmlerden biriydi; @kronik de nokta
    atışlar yaparak çok güzel yorumlamış yine..

    Filmi izlerken aldığım 6,5 orta boy sayfa tutarındaki notu nasıl eleyip nasıl
    yazacağımı düşündüm günlerdir; ama özet geçeceğim korkmayın:)

    Mr.Nobody de, detayların atlanmaması için en az 2 kere izlenmesi gereken filmlerden.. @kronik in de dikkat çektiği gibi, çocuğun tek başına izlediği bir tiyatro sahnesiymiş gibi görüyoruz filmdeki bazı sahneleri; ancak tüm olanların 9 yaşındaki Nemo'nun kurgusu olduğunu hiç anlayamadım ta ki filmin sonunda yaşlı Nemo olayı açıklayana
    kadar..:) bu arada bir insan en fazla bu kadar 'gerçek' yaşlandırılabilirdi herhalde..

    Filmin verdiği sayısız felsefi yaklaşımdan beni en çok etkileyeni paylaşayım..
    "İnsanoğlunun Kaderciliği: İçinde bulunduğumuz duruma/hayata hızlıca adapte olabilme Kabiliyetimiz.."

    İnsan hayatındaki en önemli olaydan vuruyor bu konuda: Evlilikten..
    Belli bir yaşa gelmişsek, ve karşımıza 'bi şekilde' çıkmış insanı seviyorsak bir de, evleniriz hemen..Ve dünyanın en büyük aşkını
    yaşıyoruzdur artık; kimsenin aşkını beğenmeyiz..oysa @kronik'in
    örneğinde de olduğu gibi o gün evde otursak, aynı 'erişilmez aşk'ı başka bir 'hayatımızın kadını' ile yaşıyor olacaktık belki de..
    Tıpkı, kolpacı Nemo'nun hem Elise'e hem de Anna'ya iki farklı hayatında söylediği aynı cümle gibi: "Seni sonsuza kadar istiyorum..Ne
    olursa olsun, sensiz bir hayatım olamaz..."
    İki hatuna da aynı cümleyi söyleyince doğal olarak inandırıcılığı tamamen kayboluyor; 'hayatımın kadını' konseptini ve hatta aşkı sorgulattırıyor.. Sorarlar adama, ikisine de aynı şeyi söylüyorsun ama hangisi gerçek Nemo?? Bu soru bizlere de sorulmalı; herbirimize.. :)

    Biz ne yaparsak yapalım, bize dayatılan/yazılan kaderi yaşıyoruz mesajını hissettim film boyunca..Filmin sonunda yaşlı Nemo'nun genç
    Nemo'ya, az sonra yapacakları konuşmanın metnini elindeki text'ten kelime kelime okuması bunun film içindeki en dramatik gösterimiydi
    belki de..Çabalıyoruz bir şeyler olacak diye evet ama, sonunda ne olacağı belli; ve onu biz yapmışız gibi, bizim eserimizmiş gibi
    sahipleneceğimiz de..

    Evet bir şeyler oluyor, ve olanların bizim için en doğrusu olduğuna, onları bizim oldurduğumuza o kadar inandırıyoruz ki kendimizi...tıpkı filmin ilk sahnesinde kapıyı açıp yemi kapmak için
    gagasıyla tuşa basan güvercin gibi.. Bir süre sonra yemi haketmek için bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyor; ve batıl bir inanç geliştirip kanat çırptıktan sonra basmaya başlıyor tuşa..onun kanat çırpmaya
    yüklediği anlam da, en az bizim olaylara yüklediğimiz kadar batıl..

    Ayrıntılar ve güzel detaylarla bezeli (ayrıldıkları tren istasyonun adının 'CHANCE' olması, Zwangzung yaklaşımı) son sahne dışında film boyunca Nemo'nun kaderine gerçek
    anlamda hükmetmek adına yaptığı tek bir hareket var bana göre; o da 15 yaşındaki Elise tam ben Stefano'yu seviyorum diyecekken onu susturup öpmesi ve devamında Elise'le evlenip 3 çocuklarının olması vs...Peki o evliliğin sonunda ne oluyor? Bir daha çıkamamak üzere bunalıma giriyor Elise, --ki depresif bir karakter bu kadar başarılı oynanabilirdi; Elise'in o hallerini izledikçe nefesi alamaz hale geliyor insan-- ve yıllar sonra ben Stefano'yu seviyorum diyerek terkediyor Nemo'yu.. 'Kaderini değiştiremezsin Nemoo' mesajı yine karşımızda..

    Evet sözümü tutup özet geçtim :P

    Not: 15 yaşındaki Nemo ve Anna'nın sevişmeden önce ilk temasları sonucu uyarılıp tüylerinin tek tek diken diken olmaya başladığı, yavaşça havaya kalktığı sahneyi çekmiş adam..bu, bir yönetmen için yaratıcılıkta son nokta olabilir.. :)

    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  7. Teşekkürler @Bir Alex Değil.
    Hem uzun, detaylı ve doyurucu irdelemen için hem de iltifatların için.
    Üzerinde durduğun noktalar için bir kez daha izlemek lazım gelir bu filmi :)

    YanıtlaSil
  8. Bu film müthişti. İki yıl oldu sanırım izleyeli. Jared Leto'nun başarılı oyunculuğunu da görmezden gelemem yani. Özellikle 30 Seconds To Mars grubunu da :D

    YanıtlaSil
  9. bu filmi sevdim sevmesine ama izledikten sonra beni huzursuz bir ruh haline soktu.:-)

    bay hiçkimsenin ekose bluz giydiği, ara evren mi desek, nasıl tarif edebileceğimi bilmediğim o mekandayken, 117 yaşındaki kendisiyle iletişim kurduğu sahneyi nasıl yorumladınız? o mekanı nasıl yorumladınız. otel odası gibi birbirinin aynısı pekçok oda, bütün arabalar aynı model, aynı renk...yaşam donmuş gibi.


    bu yazı olmasaydı filmden habersiz kalabilirdim.
    çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  10. Bu dudak ustu izlerin hristiyan terminolojisinde bir adi var ne zamandir hatirlamaya calisiyorum. Ilk defa burada karsima cikmis olmasi da filmin icerigine uydu :)
    Sevgili Kronik filme uygun cok guzel duru bir tanitim olmus. Tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. anatomide adı philthrum dur ama bahsettiğiniz kelime o mudur bilemedim.

      Sil
    2. Çok teşekkürler graceomaley. Aşağıdaki linkte direkt bu filme atıfta bulunan açıklamalar var. Değerli katkışarınız için teşekkürler...
      https://en.wikipedia.org/wiki/Philtrum#Society_and_culture

      Sil
  11. Teşekkürler PunaFish.
    Dudak üstü izlerinin adını hatırlayınca buraya da yazın olur mu? :)

    YanıtlaSil
  12. film on numara bulamaynlar için http://www.indirfilmlerini.tk/2012/07/bay-hickimse-mr-nobody-2009-brripxvid.html burdan indirip izledim

    YanıtlaSil
  13. harika bir film süper yazmışsınız teşekkürler.

    YanıtlaSil
  14. Yazınızı yıllar sonra okuma fırsatım oldu, ağzınıza sağlık, teşekkür ederim yorumlamanız için.

    YanıtlaSil
  15. "siz hiç aşkınızı..." ile başlayan estetik cümlendeki ifadenin "...kağıdın ıslanarak..." şeklinde değiştirilmesi gerektiği kanısındayım.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails