Salı, Nisan 20

Vavien (2009)




Engin Günaydın’ın yazdığı, Taylan Biraderler’in yönettiği film, Vavien'i sinemada kaçırdıktan sonra, on kez sordum DVD’ciye… Sonunda geldi ve izledik bir solukta.

Başrolde Engin Günaydın ve Binnur Kaya var. Çekim yapılan yer ise Günaydın’ın memleketi Tokat-Erbaa.

Filmin hemen başında ismi nerden geliyor anlıyoruz... Serra Yılmaz dubleks evin üst katına çıkıyor merdivenle, yukarıda basamak ışıklarını söndüremiyor.. Dubleks ev yapmayı akıl edip, bu detayı atlamak da nasıl bir mantıkdır? Ayrı konu... Daha çok uzun koridorlarda ve dubleks ev merdivenlerinde kullanılan elektrik düğmelerine vavien deniyor. Düğmelerden biri lambayı yakarken, diğer uçtaki ya da kattaki kapıyor.

Vavien Fransızca'da geliş - gidiş demekmiş... Volver’de de böyle gidişli dönüşlü bişeyler vardı. İzleyenler bilir. İnsan beyni elektrik sinyallari ile çalıştığına göre, insanın da geliş ve gidişleri oluyor... Mesela sigortası atıyor :) Filan...

Kasaba'nın birinde Celal, karısı, çocuğuyla ve işiyle mutsuz bir hayat sürmekte... Abisinin ortak olduğu bir elektrikçi dükkanları var. Tek çıkış noktaları Samsun'a ihale işi adı altında pavyona gitmek... Celal pavyonda çalışan Sibel’e karşılıksız aşık. Amerikalılar'ın tabiri ile loser'ı oynuyor..

Daha filmin başında ilginçlikler: Doblo'ya otomatik kapı yaptırıyor.. Minibüslerdeki gibi... Doblo'da otomatik kapının ne işi var diye düşünürken, bi de işi yapan ustaya, etrafa çok borcu olduğu gerekçesiyle parayı da vermiyor basıp gidiyor...

Sürükleyici bir film. Hikayesi gerçekçi ve kolay anlaşılır, makul. Bir yandan komik tarafları var.. Celal mesela soruyor oğluna en olmadık zamanda: “Ellerini yıkadın mı?” Diğer yandan sizi geren bir atmosfer mevcut... Renkler, çekim açıları, havanın kapalı oluşu filan. Yönetmenlerin korku filmlerine meyili olduğu anlaşılıyor.

İnsanın korkuları ile ilgili bir film olduğu gibi, bazı sahneler korku filmlerini aratmıyor.. Yani özellikle banyo aynasının buğusunu Celal saç kurutma makinesi ile açtığında, aynadaki görüntü koltuğumdan hoplattı beni... Basit ama etkileyici...

Engin Günaydın kasaba’da doğmuş büyümüş iyi gözlem yapan zeki bir adam. Kasabalı karakterleri odağa koyduğu senaryoda, Celal’in kablo makarası ile derinlik ölçümü yaptığı sahnenin finale ötelenmesi ile daha etkileyici olunabileceğini söylemek mümkün... Ancak her halükarda filmin mevcut haliyle evrensel başarı yakalaması beklenmeli.

Türk filmleri için son yıllar çok verimli geçti. Vizyona giren filmler yarı yarıya yerli.. Bazı sinemalar sadece yerli film gösteriyor... Bu kadar çok yapım, bir süre sonra ciddi bir yaprak dökümüne yol açacaktır... Sistem bir ayıklama yapabilir.. Umarım bizim sevdiğimiz yönetmenler film çekmeye devam ederler... Vavien'in gişede çok başarılı olmadığını biliyoruz ama son günlerde aldığı ödüllerle, ismi gibi gitti – geldi yapacağını tahmin etmek zor değil.

Engin Günaydın ve Binnur Kaya'nin geniş bir hayran kitlesi var Avrupa Yakası'ndan.. İzleyicilerin bir kısmı aradıklarını bu filmde bulamayabilirler.

2 yorum:

  1. Bu filmi ilk günlerinde tesadüf izledim sinemada. Çok beğendiğimi tanıdığım kişilere iletmeme rağmen bildiğim birkaç kişi izledi sadece, onlar da çok beğenmediklerini söylediler. Recep ivedik'in rekor kırdığı bir ülkede garipsemedim ben de bu durumu. Neyseki gerçekten filmlerin hakkını veren bazı ödül mekanizmaları var da değerli filmler çamurlar arasında kaybolmaktan kurtuluyor. Bu arada: "elini yıkadın mı?" diye durup dururken sormuyor :) malum sebebi var.

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,

    Vavien'in çok ödül alması izlenmeye dair kaderini çok fazla değiştirmeyecek belki.

    Herşeyden önemlisi bu topraklarda tespit edilmiş yeni bir böcek türü gibi:

    Avrupalılar ve Amerikalılar diyecek ki: bizde vardı zaten... Ama ülkenizde ilk olduğu için literatüre birlikte yazalım bu yeni türü...

    bir yildir cok film izledim.

    dvd'den izledigim filmlerin cogunu 4-5 kez ara verip belki bir haftada hatta iki haftada bitirdim...

    sinemada degilde evde izledigim filmlerde zorlandim cokca..

    ama Vavien'i bir seferde,,, ara bile vermeden bitirdim... iki kelime ile ozetlemek gerekirse: akici ve sakin...

    ornegin, testere diye bir korku filmi var... 5ncisi cekildi... belki altincisi yolda... bu filmin basina ne icin oturuyorsun? seni korkutup vucudunda biseyler salgilatmasi icin.. 3,5 atip dunyayi unutmak icin...

    vavien'in surprizi burada.. seni ummadigin bir anda korkutuyor.. cunku ana karakter cok saf bir adam ve ilginctir: erol tas'a filan tas cikartir... cok kotu bir adam...

    cok kotu bir adama kotulugu bu kadar iyi giydiren bir film var mi? bence henuz yok... izlerken nefret etmiyorsun Celal'den.. ama isim olmaz diyorsun onla...

    bu anlamda farkli... daha filmin basinda kayar kapi uc dort kez acilip kapaniyor..

    en son acildiginda ustayi goruyorsun... korkuyorsun...

    anlamsiz bisey.... ama bunu basariyorlar... yonetmenlerin istedigi bu.

    iyi senaryo ve iyi yonetmen birlesince. ortaya iyi bir film cikiyor..

    yemek tarifleri internet'te milyon tane. ama iyi yemek yapan sayisi hala cok az..

    senaryonun hakkini vermek lazim elbette ama taylan biraderler filme en onemli katkiyi saglayan unsur... biraderlerden biri psikiyatrisligi birakmis gelmis.. bu bakimdan cok yakinda onlardan saglam bir korku filmi bekliyorum... gerilim diyelim...

    hatta sinema ile psikiyatriyi birlestirenlere: sinekiyatri'yi onerelim:)

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails