Çarşamba, Aralık 23

Avatar (2009)


Avatar; Hint mitolojisinde, Tanrı’nın Dünya’ya inmiş hali… Bir insan, ağaç ya da eşya… Film’de avatarı olan insanlar Pandora gezegeni yerlisi, bir Na’vi kılığına girebiliyorlar… Bu işin şekli Suretler filmindekiyle aynı: Bir cihazın içine yatıyorsunuz. DNA'nız kullanılarak genleriyle oynanmış, sizin suretiniz bir Na’vi'yi beyninizle yönetiyorsunuz…

Na’vi kılığına girmekteki amaç, yerlilerin içinde yaşadıkları muhteşem doğanın, toprağın altında yatan paha biçilmez maden… İnsanlar önce avatarlar yardımıyla kendi dillerini öğretip onları “medenileştirmeye-özgürleştirmeye” çalışıyor… Yerliler esas amacı anlayıp karşı durunca, avatarlar elçi görevi üstleniyor: Tatlı bir dille: “Başka yere taşının, yoksa bombalar yağacak üzerinize” diyorlar…

District 9’da uzaylılar, insan ırkı tarafından eziliyordu… Avatar’da da benzer bir durum var… Farklı olan bu sefer deplasmana giden istilacı insanlar…

Na’vi’ler tipleriyle, yay-okları, doğayla kenetlenmeleri ve atlarıyla Kızılderililer’i çağrıştırıyor.

Askerlerin içine girip, hareketleriyle yönettiği robotlar Robocop’u anımsattığı gibi, District 9’da bundan bir adet mevcut. Nintendo Wii oynama isteği uyandırıyor…

Filmin %60’ının bilgisayarda yaratıldığı belirtilmekte… Hangi sahneler olduğunu tahmin etmek kolay fakat aradaki farkı anlamak zor.

Yönetmen James Cameron’un Titanik, Terminatör, Aliens, Abyss gibi filmleri çektiğini düşünerek, filmi izlemeden önce beklentilerimizi çok da yüksek tutmamak faydalı olacaktır…

Tanıtımına 150 bin dolar ayrılması nedeniyle, medyada sıkça, “sinema tarihinde çığır açacak bir yapıt” diye bahsediliyor kanaatindeyim… Eğer farkı yaratan 3D IMAX teknolojisi ise, tanışmak henüz mümkün olmadı, ayrı konu. Avatar, 3D filmlerin daha sık çekilmesine ön ayak olabilir…

İzleyen sayısı arttıkça IMDB’de ilk 5’e gireceğini tahmin ediyorum… Özellikle gençlerden yüksek oy alacağı kesin.

Sigourney Weaver’in filmdeki ismi gözümden kaçmadı: Grace… Oynanan rolle isimler arasındaki uyumluluk artık dikkatimi çekmeye başladı…

1 yorum:

  1. dun gece izledik.
    3D versiyonu kapali gise oldugu icin 3D olmayanina girmek zorunda kaldik.

    sonuc pek surpriz degildi:

    Saman kabilelerinin bugun yarim yamalak da olsa okudugumuz inanc sistemlerinden araklanmis, islense (tabii ki islenmemis) muthis felsefi ve politik derinligi olabilecek fikir parcaciklarini bol amerikan filmi klisesi ve aksiyon sahnesi sosuna bulayip sunuyor film.

    yersen...

    teknik altyapi ve muazzam gorsellik sayesinde kolayca hazmediliyor.

    dikkat dagitmadan surukluyor, iyi bir pazar gecesiydi diyorsun, ve film bitiyor.

    Ammaaaa, ustaca yaratilan Na'vi karakterleri, ince kivrak hareketleri ve muhtesem atlarin ve ejderhalarin uzerinde topraklarini savunmak uzere cigliklar atarak olume kosusleri ile bir sure daha bellekte dolasiyor.

    kabileye yeni kabul edilen kisinin cevresinde, her uyenin elini bir digerinin gogsune koyarak olusturulan, icten disa genisleyerek herkesi kapsayan insan agi/danteli. guzeldi.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails